Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) tutuklama kararına rağmen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın daveti üzerine Macaristan'a geldi. Bu ziyaret, uluslararası hukuk ve siyasi arenada büyük yankı uyandırdı. Netanyahu'nun bu ziyareti, UCM'nin tutuklama emri ve Orban'ın bu emri görmezden gelme taahhüdü nedeniyle tartışmalara yol açtı.
Ziyaretin Detayları ve Karşılaması
Macaristan Savunma Bakanı Kristof Szalay-Bobrovniczky, Netanyahu'yu Uluslararası Liszt Ferenc Havalimanı'nda karşıladı ve bu anı sosyal medya hesabından paylaştı. Bakan, "İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Budapeşte'ye hoş geldiniz." ifadelerini kullandı. Ziyaret sırasında Netanyahu'nun Başbakan Orban ve Macaristan Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok ile görüşmeler yapması bekleniyor.
UCM'nin Tutuklama Kararı ve Macaristan'ın Tutumu
UCM, 21 Kasım 2024'te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında "Gazze'de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan" dolayı tutuklama emri çıkardığını duyurmuştu. UCM'nin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü'nün 86. ve 87. maddeleri gereğince, taraf ülkelerin bu tutuklama emirlerini uygulama yükümlülüğü bulunuyor. Ancak Orban, UCM'nin kararını "saçma" olarak nitelendirmiş ve Netanyahu'ya "tutuklanmama garantisi" vererek, kendisini ülkesine davet etmişti. Orban, "eğer gelirse emrin Macaristan'da hiçbir etkisi olmayacağını garanti edeceğiz" şeklinde konuştu.
Ziyaret Öncesi ve Sonrası Tepkiler
Netanyahu'nun Macaristan'a ziyareti öncesinde İsrailliler tarafından havalimanında protesto edildi. Protestocular, Netanyahu hükümetinin Gazze'ye saldırıları tekrar başlatmasına tepki göstererek, "Gazze'nin ele geçirilmesi karşılığında rehinelerin hayatının kurban edilmesine mi karar verildi?" sorusunu yönelttiler. Ayrıca, "Anlaşmada öngörülen rehinelerin serbest bırakılması ve savaşı sona erdirmek yerine İsrail hükümeti, Gazze'ye daha fazla asker göndererek birçok defa savaştıkları yerlerde savaşmalarına sebep oluyor." şeklinde eleştirilerde bulundular.
Bu ziyaret, uluslararası hukukun uygulanabilirliği ve devletlerin egemenlik hakları arasındaki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Orban'ın tutumu, UCM'nin yetkisini sorgulayan ve uluslararası hukuku kendi siyasi çıkarları doğrultusunda yorumlayan bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Bu durum, uluslararası toplumda farklı tepkilere neden olurken, gelecekte benzer durumların yaşanma olasılığını da gündeme getiriyor.